Kurt görüp iğrenmeyesiniz diye günlerdir dilim dolanıyor.
Laf edeceğim edemiyorum, dilim kopup bağırsaklarımı düğümlüyor; ince ve
kalın, küçük ve büyük...
Kendime atfettikçe şişiyorum, şişiyorum, şişiyorum; ayıp oluyor.
Kendime ayıp edince rahatlıyorum; her fani biraz ayıptan oluşuyor.
Ve şu sıralar ayıpların üstü çok güzel kapanıyor.
Kurt görüp iğrenmeyesiniz diye aynalar diliyorum,
İyi kıranlar ve kırık olanlar dâhil...
Kırıkları ve ışıkları seviyorum, yanıkları sevdiğim kadar.
Kurtlar görüyorum çeşit çeşit, kalın bir şeritle zevkten ve acıdan kıvrananlar
olarak ayırıyorum. Ben ayırdıkça onlar çoğalıyor. Üremeleri şeyli miydi şeysiz
mi hatırlamıyorum. Kıvranıyor ve çoğalıyor. Baktıkça bakıyorum, bana
benzetiyorum.
Çünkü her varlık kendi kurduyla diyorum.
Elmayı dişleyip geri tükürüyorum
Toprağa bakıyorum, çeşit çeşit toprağa,
çeşit kadar çeşitinden görüyorum.
İnsana bakıyorum ve dünyaya;
Elmaya hükmeden kurtlar görüyorum.
Her varlık kendi sonunu getirecek kurduyla diyorum...
Kıvranmaya başlıyorum,
Çünkü
Tanrı ölecek diye çok korkuyorum.